Google Translate ve Türkçe


''Helal olsun adamlara, bunu da yaptılar.'' İlk kullandığımda bunu söyleyenlerden biri de benim. Artık sitemiz, blog'umuz başka dillerde yayın yapamıyor diye üzülmeyeceğimiz zamanlar geldi. Google Çeviri şuan için tam olarak bunu sağlayamasa da ilerleyen zamanlarda daha da geliştirilerek bir adım daha küresel dünyaya doğru doğru ilerleyeceğiz. Artık ingilizce bilmiyoruz diye yabancı sitelere giremediğimiz için içimizde uhde kalmayacak. Aç translate'i senin için çevirsin.

Tabi Google Translate de bizi ilgilendiren en önemli husus diller arasında Türkçe'nin de olması. Teşekürler Google.

Google bu uygulama ile kalbimi tekrar kazandı desem yeridir. Ayrıca Microsoft'a bir çalım daha attı.

I love You Google, I love you Google

msedark.com Sonunda Açıldı

Sonunda M.Serdar Kuzuloğlu ne zamandır beklediğim blog'unu açmıç. Bu adamın yazılarını seviyorum. Hayırlı olsun.

3 Boyutlu Yazıcı mı?

Yazıcı dendikten sonra anlaşılan, bilgasayara bağlanılan, içerisinde kartuşu olan, yazı, belge ve resimleri bizlere bir kağıt çıktısı olarak veren teknolojik aletler anlaşılıyor. Fakat benim burda bahsetmek istediğim yazıcılar anladığımız türden biraz farklı. M. Serdar Kuzuloğlu'nun şurada bahsettiği gibi. Üç boyutlu yazıcılar. Peki nedir bu üç boyutlu yazıcının işlevi?


Boyutları oldukça büyük olan bu alet sizlere istediğiniz herhangi birşeyin üç boyutlu olarak çıktısını veriyor. Mesela cep telefonunuzun arka kapağı kırıldı. Cep telefonunuzun arka kapağının şemasını 3 boyutlu yazıcıya veriyorsunuz. O'da size yepyeni bir kapak çıkartıyor. Nasıl? Süper dimi! Böylece telefonunuz için kapak sorunu çözülmüş oluyor.

Teknoloji gün geçtikçe çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Eğer bu bahsettiğim 3 boyutlu yazıcılar günlük hayatımıza girdiğinde nelerin değişeceğini artık siz düşünün...

Google 10 Yaşında


Chip Online in şuradaki haberine göre Google bugün 10'ncu yaş gününü kutluyor. Yani internet hayatımızın her alanına giren Google arama motoru fikrinin ortaya çıkmasının üzerinden 10 yıl geçmiş.

Herkesin tanıştığı gibi bende ilk Google ile arama yaparak tanıştım. Daha sonra diğer servisleriyle tanıştım. Google Mail (Gmail), Görsel arama, Blogger, Picasa,Google Maps... Son olarak da şuan henüz beta aşamasında olan Chrome ile. Tabi Google'ın servislerini tanıdıkça sevmeye başladım. Birde üstüne Google çalışma ofisinin fotoğraflarını görünce kendisine olan hayranlığım arttı.

Bu böyle devam ederken birgün blog'um Google tarafından zararlı site kategorisine sokuldu. İçerikte herhangi zararlı birşey olmamasına rağmen. Büyük olasılık bir koddan kaynaklanmıştı. Ardından uzun uğraşlar StopBadware felan derken, google bir antisempatimi kazanmayı başardı. Bu olay Google'a karşı at gözlüklerini çıkarmamı sağladı. Baktım ki Google heryerde, her alanda. Tekelleşmeye doğru son sürat gidiyor.Benim ise şiddetle karşı çıktığım birşeydir. Halen bu sebebten dolayı biraz itici gelir bana Google.

Bana göre Google'ın karşısında duran, onun için tehlike olan şirket Microsoft'un aksine Yahoo. Google Microsoft için bir tehlikeyken, Yahoo da Google'ın geleceği için tehlike oluşturuyor. Ne güzel :). Google'ın internet üzerinden yapılan arama oranının gün geçtikçe artmasına rağmen bunu söylüyorum. Yahoo aramayı ve servislerini çok fazla kullanma imakanım olmasa dahi Yahoo daha kaliteli hizmet veriyor gibime geliyor. Keşke Yahoo da Türkiyede ki kullanıcıları biraz daha önemseyip servislerine Türkçe desteği verse de, bizde başarılı bir şekilde karşılaştırma fırsatı bulsak. Yahoo mail ve my.yahoo servislerini gmail ve İGoogle dan daha başarılı buluyorum.


Google'ın kendi dünyasına geri dönelim. Google internet kullanıcıları gözünde çok prestijli bir şirket. Bunu en önemli nedeni, tüm servislerini bedava sunarken bu servislerin kaliteli, sade ve basit kullanıma sahip olmaları. Büyük başarısının arkasında yatan sebeb bu olsa gerek.

Google yıllık 16 milyar dolar kar ile Microsoft dan sonra en fazla kazanan şirket. Bu karı tamamen reklamlardan kazanıyor. İnternet reklamcılığı konusunda sektörü çağ atlattığını söylemeliyim.

Önümüzde ki uzun senelerde bu strateji ile daha birçok alana el atıp daha da büyüyecek mi göreceğiz. Benim içimden geçen Microsoft gibi tekelleşmemesi. Bakalım ilk 10 yılında internete damgasını vuran, alışkanlıklarımızı değiştiren şirket, ikinci 10 yılında internetin ve hayatımızın neresinde olacak...


Uyarlama Filmleri ve Max Payne 2008



Max Payne 2: The Fall Of Max Payne 2003 yılında çıktığında oyun dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. Bu oyun yüzünden uykusuz geçen gecelerimi hatırlıyorum. Senaryosu, oyun içi kontrol ve hareketleri, bölüm araların da çıkan dergimsi tadında görüntü videoları Max Payne 2 yi oyunlar arasında 1 numaraya getirmişti.



** Max Payne 2: The Fall of Max Payne Trailer. Merak ediyorsanız tanıtım videosu.


Bu güne kadar oyunlardan beyaz perdeye uyarlama filmler bir türlü başarılı olamamıştır. Büyük zevkle, heyacan ile oynadığınız oyunun, filmine izlerken resmen içine etmişler diyorsunuz. Bunlardan biri Bloodrayne. İdare eder tek film Hitman.


Şimdi ise sene 2008 ve Max Payne 2008 filmine geliyoruz. İlk defa oyunun beyaz perdeye uyarlanacağını duyduğumda heyacanlanmıştım. Film 17 Ekim de vizyona giriyor.Boşrollerin de Tetikçi ve Köstebek filmlerinde oyunculuğu ile kendini sevdiren Mark Wahlberg var.

Umarım bu uyarlama filmi de diğerleri gibi tam bir fiyasko olmaz deyip Max Payne filminin fragmanı ile sizleri başbaşa bırakıyorum.